Stendhal sendromu, bireylerin nesnelere, sanat eserlerine veya çok güzel ve eski çağlara ait fenomenlere maruz kaldıklarında ortaya çıktığı iddia edilen hızlı kalp atışı, bayılma, kafa karışıklığı ve hatta halüsinasyonlara sebep olabilen psikosomatik bir süreç olarak tanımlanıyor. Kişinin sanat eseri karşısında kendinden geçmesi durumu, Floransa sendromu ya da sanat zehirlenmesi de deniyor.
Rahatsızlık, adını Floransa’ya yaptığı ziyaret sırasında Fransız yazarı Stendhal’den alıyor. Yazar, Niccolò Machiavelli, Michelangelo ve Galileo’nun gömülü olduğu Santa Croce Bazilikası’nı ziyaret ettiğinde derin bir duyguya kapıldı ve şunları yazdı:
‘’Floransa’da mezarlarını gördüğüm büyük adamlara yakın olma fikrinden dolayı bir tür ekstazi halindeydim. Yüce güzelliğin içine çekiliyordum. İlahi duyumlarla karşılaştığım bir noktaya ulaştım. Her şey ruhuma o kadar canlı konuşuyordu ki… Ah bir unutabilsem! Berlin’de ‘sinir’ dedikleri kalp çarpıntısı yaşadım. Hayat benden çekildi. Düşme korkusuyla yürüdüm.’’
Psikologlar uzun süre Stendhal sendromunun var olup olmadığını tartışmış olsa da bazı bireyler üzerindeki belirgin etkiler tıbbi müdahale gerektirecek kadar şiddetliydi. Floransa’daki Santa Maria Nuova hastanesindeki personel tarihi hazineleri gördükten sonra baş dönmesi veya denge bozukluğu yaşayan turistlere oldukça alışıktı. Hatta 2018’de Floransa’daki Uffizi Galerisi’ne gelen bir ziyaretçinin Sandro Botticelli’nin Venüs’ün Doğuşu’nu hayranlıkla izlerken kalp krizi geçirmişti. 2021 Araştırmasına göre bölgede 100’den fazla ziyaretçi sanata bakmaktan kaynaklanan semptomlar yüzünden tedavi edilmişti.
Peki neden Floransa? Bazı Stendhal Sendromu vakaları, çarpıcı sanat eserlerinin sıkça bulunduğu diğer İtalyan şehirlerinde de meydana geliyor. Ancak Magherini, Floransa’nın, yüzeysel olarak güzel ve tanınan, ancak genellikle daha karanlık ve rahatsız edici detaylar içeren Rönesans sanatına ev sahipliği yaptığı için sanatseverleri daha çok etkilediğini düşünüyor. Magherini, sanatın duygusal olarak hassas kişilerde, bilinçaltındaki duyguları ve anıları tetiklediğini belirtiyor.
Birkaç gün dinlendikten veya tatilleri bitip İtalya’dan ayrıldıklarında hastaların tüm semptomlarının ortadan kalktığı belirtiliyor.
Eğer bu konu ilginizi çektiyse, La Sindrome Di Stendhal 1996 tarihli İtalyan korku filmidir. Filmin yazarı ve yönetmeni Dario Argento, ebeveynleriyle Parthenon’u ziyaret ederken Stendhal Sendromu geçirmişti ve bu deneyimlerini, bazı eklemeler yaparak filme aktardı. Konusu bir müzede Stendhal Sendromu yaşayan bir kadını kaçıran seri katil hakkında incelemeler yapıyor.
Rukiye Pürcü
Kaynak
healthline.com